İnnâ nahnu nuhyil mevtâ ve nektubu mâ kaddemû ve âsârahum, ve kulle şey'in ahsaynâhu fî imâmin mubîn.
Meali
Şüphesiz biz, ölüleri mutlaka diriltiriz. Onların yaptıklarını ve bıraktıkları eserlerini yazarız. Biz, her şeyi apaçık bir kitapta (Levh-i Mahfuz'da) bir bir kaydetmişizdir.
Sûrenin ana konusu ilk kez açıkça haber verilir: Allah ölüleri diriltecek, insanların yaptıklarını ve geride bıraktıkları izleri tek tek kaydetmektedir.
12. ayetin açıklaması
Bu ayet Yâsîn'in omurgasıdır. “Şüphesiz biz ölüleri mutlaka diriltiriz” cümlesiyle sûre, âhiret inancını açıkça ortaya koyar. Sonraki bölümlerin tamamı bu iddiayı farklı açılardan destekler. Kıssalar, kâinattaki deliller ve kıyamet sahneleri hep bu cümlenin etrafında döner.
Ayette kaydedilen iki şey sayılır: insanların “yaptıkları” ve “eserleri”. Eserler (âsâr), kişinin ölümünden sonra da süren izleridir: öğrettiği bir ilim, yaptırdığı bir çeşme, yetiştirdiği hayırlı bir evlat, başlattığı iyi ya da kötü bir alışkanlık. Hz. Peygamber'in “İnsan ölünce ameli kesilir; ancak sadaka-i câriye, faydalanılan ilim ve kendisine dua eden hayırlı evlat müstesna” hadisi (Müslim) bu anlamı açıklar.
Bazı müfessirler “eserler” kelimesini, insanların mescide yürürken attığı adımlar olarak da yorumlamıştır. Medine'de mescide uzak oturan bir kabileye Hz. Peygamber'in “Yerlerinizde kalın, adımlarınız yazılıyor” dediği rivayet edilir (Müslim). Ayetin sonundaki “apaçık kitap”, her şeyin kayıtlı olduğu Levh-i Mahfûz olarak açıklanmıştır.
Bu ayetten çıkan dersler
Her insan bir gün diriltilecek ve yaptıklarıyla karşılaşacaktır.
Ölümden sonra da süren iyilikler bırakmak, en kalıcı yatırımdır.
Atılan her adım, hatta mescide giden yol bile Allah katında kayıtlıdır.
Ayette geçen kavramlar
İhyâ
Diriltme; ölüleri yeniden hayata kavuşturma.
Âsâr
İzler, eserler; kişinin ardında bıraktığı ve etkisi süren şeyler.
İmâm-ı mübîn
Apaçık kitap; Levh-i Mahfûz olarak açıklanır.
Okuma notu
Bu ayette uzatılarak okunan kelimeler: İnnâ, mevtâ, mâ, kaddemû, âsârahum, ahsaynâhu, fî, imâmin, mubîn. Uzatmalar hakkında