Takvime ekle, her sabah hatırlatalım
YasinOku ☰ Menü

Yâsîn Sûresi meali

Yâsîn Sûresi'nin Türkçe anlamını baştan sona, kesintisiz okumak isteyenler için hazırladık. Aşağıda Diyanet İşleri Başkanlığı mealinin tamamını, sûrenin konularına göre ayrılmış altı bölüm hâlinde bulacaksınız. Her ayet numarasına dokunarak o ayetin Arapçasını, okunuşunu, sesini ve açıklamasını açabilirsiniz.

Son güncelleme: 19 Ekim 2026 · Hazırlayan: YasinOku.com editörlüğü

Meal nedir? Meal, Kur'an ayetlerinin anlamının başka bir dile aktarılmasıdır. Kur'an'ın asıl metni Arapçadır; meal bu metnin yerini tutmaz ama anlamını öğrenmek için en önemli araçtır. Bu sayfadaki meal, Diyanet İşleri Başkanlığı'nın Kur'an-ı Kerim mealidir. Parantez içindeki ifadeler, anlamı tamamlamak için mütercimlerin eklediği açıklamalardır.

Arapçası ve sesiyle okuTürkçe okunuşuYazdır

1–12. ayetler: Kur'an'a yemin ve Peygamber'in görevi

Bu bölümün açıklamasını okuyun →

1. Yâ Sîn.

2. (1-2) Yâ-Sîn. Hikmet dolu Kur'an'a andolsun ki, sen elbette peygamberlerdensin.

3. Sen elbette gönderilen peygamberlerdensin.

4. Dosdoğru bir yol üzeresin.

5. Kur'an, mutlak güç sahibi, çok merhametli Allah tarafından indirilmiştir.

6. Ataları uyarılmamış, bu yüzden de gaflet içinde olan bir kavmi uyarman için indirilmiştir.

7. Andolsun, onların çoğu üzerine o söz (azap) hak olmuştur. Artık onlar iman etmezler.

8. Onların boyunlarına demir halkalar geçirdik, o halkalar çenelerine dayanmıştır. Bu sebeple başları yukarıya kalkık durumdadır.

9. Biz, onların önlerine bir set, arkalarına da bir set çekip gözlerini perdeledik. Artık görmezler.

10. Onları uyarsan da, uyarmasan da onlar için birdir, inanmazlar.

11. Sen ancak Zikr'e (Kur'an'a) uyanı ve görmediği halde Rahmân'dan korkan kimseyi uyarırsın. İşte onu bir bağışlanma ve güzel bir mükâfatla müjdele.

12. Şüphesiz biz, ölüleri mutlaka diriltiriz. Onların yaptıklarını ve bıraktıkları eserlerini yazarız. Biz, her şeyi apaçık bir kitapta (Levh-i Mahfuz'da) bir bir kaydetmişizdir.

13–32. ayetler: Şehir halkı ve elçiler kıssası

Bu bölümün açıklamasını okuyun →

13. (Ey Muhammed!) Onlara, o memleket halkını örnek ver. Hani oraya elçiler gelmişti.

14. Hani biz onlara iki elçi göndermiştik de onları yalanlamışlardı. Biz de onları bir üçüncü elçi ile desteklemiştik. Onlar, 'Şüphesiz biz size gönderilmiş elçileriz' dediler.

15. Onlar şöyle dediler: 'Siz de ancak bizim gibi insansınız. Rahmân, hiçbir şey indirmemiştir. Siz sadece yalan söylüyorsunuz.'

16. (Elçiler ise) şöyle dediler: 'Bizim gerçekten size gönderilmiş elçiler olduğumuzu Rabbimiz biliyor.'

17. 'Bize düşen ancak apaçık bir tebliğdir.'

18. Dediler ki: 'Şüphesiz biz sizin yüzünüzden uğursuzluğa uğradık. Eğer vazgeçmezseniz sizi mutlaka taşlarız ve bizim tarafımızdan size elem dolu bir azap dokunur.'

19. Elçiler de, 'Uğursuzluğunuz kendinizdendir. Size öğüt verildiği için mi (uğursuzluğa uğruyorsunuz)? Hayır, siz aşırı giden bir kavimsiniz' dediler.

20. Şehrin öbür ucundan bir adam koşarak geldi ve şöyle dedi: 'Ey kavmim! Bu elçilere uyun.'

21. 'Sizden hiçbir ücret istemeyen kimselere uyun, onlar hidayete erdirilmiş kimselerdir.'

22. 'Hem ben, ne diye beni yaratana kulluk etmeyeyim. Oysa siz de yalnızca O'na döndürüleceksiniz.'

23. 'O'nu bırakıp da başka ilâhlar mı edineyim? Eğer Rahmân bana bir zarar vermek istese, onların şefaati bana hiçbir fayda sağlamaz ve beni kurtaramazlar.'

24. 'O takdirde ben mutlaka açık bir sapıklık içinde olurum.'

25. 'Şüphesiz ben sizin Rabbinize inandım. Gelin, beni dinleyin!'

26. (Kavmi onu öldürdüğünde kendisine), 'Cennete gir!' denildi. O da, 'Keşke kavmim bilseydi' dedi.

27. 'Rabbimin beni bağışladığını ve beni ikram edilenlerden kıldığını!'

28. Kendisinden sonra kavmi üzerine (onları cezalandırmak için) gökten bir ordu indirmedik. İndirecek de değildik.

29. Sadece korkunç bir ses oldu. Bir anda sönüp gittiler.

30. Yazık o kullara! Kendilerine bir peygamber gelmezdi ki onunla alay ediyor olmasınlar.

31. Kendilerinden önce nice nesilleri helâk ettiğimizi; onların artık kendilerine dönmeyeceklerini görmediler mi?

32. Onların hepsi de mutlaka toplanıp huzurumuza çıkarılacaklardır.

33–44. ayetler: Toprak, gece, güneş ve ay: kâinattaki deliller

Bu bölümün açıklamasını okuyun →

33. Ölü toprak onlar için bir delildir. Biz, onu diriltir ve ondan taneler çıkarırız da onlardan yerler.

34. Biz, orada hurmalıklar ve üzüm bağları var ettik ve içlerinden pınarlar fışkırttık.

35. Meyvelerinden yesinler diye. Bunları onların elleri yapmış değildir. Hâlâ şükretmeyecekler mi?

36. Yerin bitirdiği şeylerden, insanların kendilerinden ve (daha) bilemedikleri (nice) şeylerden, bütün çiftleri yaratanın şanı yücedir.

37. Gece de onlar için bir delildir. Gündüzü ondan çıkarırız, bir de bakarsın karanlık içinde kalmışlardır.

38. Güneş de kendi yörüngesinde akıp gitmektedir. Bu, mutlak güç sahibi, hakkıyla bilen Allah'ın takdiri (düzenlemesi)dir.

39. Ayın dolaşması için de konak yerleri (evreler) belirledik. Nihayet o, eğrilmiş kuru hurma dalı gibi olur.

40. Ne güneş aya yetişebilir, ne de gece gündüzü geçebilir. Her biri bir yörüngede yüzmektedir.

41. Onların soylarını dolu gemide taşımamız da onlar için bir delildir.

42. Biz, onlar için o gemi gibi binecekleri nice şeyler yarattık.

43. Biz istesek onları suda boğarız da kendileri için ne imdat çağrısı yapan olur, ne de kurtarılırlar.

44. Ancak tarafımızdan bir rahmet olarak ve bir süreye kadar daha yaşasınlar diye kurtarılırlar.

45–54. ayetler: Yüz çevirenler ve diriliş günü

Bu bölümün açıklamasını okuyun →

45. Onlara, 'Önünüzde ve arkanızda olan şeylerden (dünya ve ahirette göreceğiniz azaplardan) sakının ki size merhamet edilsin' denildiğinde yüz çevirirler.

46. Onlara Rablerinin âyetlerinden bir âyet gelmez ki ondan yüz çeviriyor olmasınlar.

47. Onlara, 'Allah'ın sizi rızıklandırdığı şeylerden Allah yolunda harcayın' denildiği zaman, inkâr edenler iman edenlere, 'Allah dileseydi kendisinin doyuracağı kimseleri biz mi doyuracağız? Siz ancak apaçık bir sapıklık içindesiniz' derler.

48. Onlar, 'Eğer doğru söyleyenler iseniz, bu tehdit ne zaman gerçekleşecek?' diyorlar.

49. Onlar ancak, çekişip dururlarken kendilerini yakalayacak korkunç bir ses bekliyorlar.

50. Artık ne birbirlerine tavsiyede bulunabilirler, ne de ailelerine dönebilirler.

51. Sûra üfürülür. Bir de bakarsın, kabirlerden çıkmış, Rablerine doğru akın akın gitmektedirler.

52. Şöyle derler: 'Vay başımıza gelene! Kim bizi diriltip mezarımızdan çıkardı? Bu, Rahmân'ın vaad ettiği şeydir. Peygamberler doğru söylemişler.'

53. Sadece korkunç bir ses olur. Bir de bakarsın, hepsi birden toplanıp huzurumuza çıkarılmışlardır.

54. O gün hiçbir kimseye, hiç mi hiç zulmedilmez. Size ancak işlemekte olduğunuz şeylerin karşılığı verilir.

55–68. ayetler: Cennet ehli, suçluların ayrılması ve organların şahitliği

Bu bölümün açıklamasını okuyun →

55. Şüphesiz cennetlikler o gün nimetlerle meşgul ve mutludurlar.

56. Onlar ve eşleri gölgelerde koltuklara yaslanmaktadırlar.

57. Onlar için orada meyveler vardır. Onlar için diledikleri her şey vardır.

58. Çok merhametli olan Rab'den bir söz olarak (kendilerine) 'Selâm' (vardır).

59. (Allah, şöyle der:) 'Ey suçlular! Ayrılın bu gün!'

60. 'Ey Âdemoğulları! Ben size, şeytana kulluk etmeyin. Çünkü o sizin için apaçık bir düşmandır, demedim mi?'

61. 'Bana kulluk edin. İşte bu dosdoğru yoldur (demedim mi)?'

62. 'Andolsun, o sizden pek çok nesli saptırmıştı. Hiç düşünmüyor muydunuz?'

63. 'İşte bu, tehdit edildiğiniz cehennemdir.'

64. 'İnkâr ettiğinizden dolayı bugün girin oraya!'

65. O gün biz onların ağızlarını mühürleriz. Elleri bize konuşur, ayakları da kazandıklarına şahitlik eder.

66. Eğer dileseydik, onların gözlerini büsbütün kör ederdik de (bu halde) yola koyulmak için didişirlerdi. Fakat nasıl görecekler ki?!

67. Eğer dileseydik, oldukları yerde onların şekillerini değiştirirdik de ne ileri gidebilirler, ne geri dönebilirlerdi.

68. Kime uzun ömür verirsek, onu yaratılış itibariyle tersine çeviririz (gücünü azaltırız). Hâlâ düşünmeyecekler mi?

69–83. ayetler: Kur'an, nimetler ve yeniden yaratılış

Bu bölümün açıklamasını okuyun →

69. Biz, o Peygamber'e şiir öğretmedik. Bu, ona yaraşmaz da. O(na verdiğimiz) ancak bir öğüt ve apaçık bir Kur'an'dır.

70. (Aklen ve fikren) diri olanları uyarması ve kâfirler hakkındaki o sözün (azabın) gerçekleşmesi için (Kur'an'ı indirdik).

71. Görmediler mi ki, biz onlar için, ellerimizin (kudretimizin) eseri olan hayvanlar yarattık da onlar bu hayvanlara sahip oluyorlar.

72. Biz, o hayvanları kendilerine boyun eğdirdik. Onlardan bir kısmı binekleridir, bir kısmını da yerler.

73. Onlar için bu hayvanlarda (daha pek çok) yararlar ve içecekler vardır. Hâlâ şükretmeyecekler mi?

74. Belki kendilerine yardım edilir diye Allah'ı bırakıp da ilâhlar edindiler.

75. Onlar (ilâhları) kendilerine yardım edemezler. Hâlbuki kendileri onlar için hazır askerlerdir.

76. (Ey Muhammed!) Artık onların sözü seni üzmesin. Çünkü biz, onların gizlediklerini de açığa vurduklarını da biliyoruz.

77. İnsan, bizim, kendisini az bir sudan (meniden) yarattığımızı görmedi mi ki, kalkmış apaçık bir düşman kesilmiştir.

78. Bir de kendi yaratılışını unutarak bize bir örnek getirdi. Dedi ki: 'Çürümüşlerken kemikleri kim diriltecek?'

79. De ki: 'Onları ilk defa var eden diriltecektir. O, her yaratılmışı hakkıyla bilendir.'

80. O, sizin için yeşil ağaçtan ateş yaratandır. Şimdi siz ondan yakıp duruyorsunuz.

81. Gökleri ve yeri yaratan Allah'ın, onların benzerini yaratmaya gücü yetmez mi? Evet yeter. O, hakkıyla yaratandır, hakkıyla bilendir.

82. Bir şeyi dilediği zaman, O'nun emri o şeye ancak 'Ol!' demektir. O da hemen oluverir.

83. Her şeyin hükümranlığı elinde olan Allah'ın şanı yücedir! Siz yalnız O'na döndürüleceksiniz.

Yâsîn Sûresi'nin anlattıkları

Yâsîn, Mekke'de indirilmiş 83 ayetlik bir sûredir ve ana konusu ölümden sonra diriliştir. Sûre, Kur'an'a yeminle ve Hz. Peygamber'in elçiliğinin teyidiyle başlar (1–12). Ardından elçileri yalanlayan bir şehir halkının ve onlara sahip çıkan bir adamın kıssasını anlatır (13–32). Toprak, gece, güneş, ay ve denizdeki gemiler, Allah'ın kudretinin ve dirilişin delilleri olarak sıralanır (33–44). Sonra uyarılardan yüz çevirenler ve kıyamet günü anlatılır (45–54). Cennet ehlinin mutluluğu ve suçluların hesaba çekilişi tasvir edilir (55–68). Sûre, Kur'an'ın bir şiir olmadığını, hayvanlardaki nimetleri ve çürümüş kemiklerin nasıl diriltileceği sorusuna verilen güçlü cevabı anlatarak tamamlanır (69–83).

Sûrenin yapısı ve hakkındaki rivayetler için Yâsîn Sûresi hakkında, her ayetin ayrı açıklaması için ayet ayet Yâsîn sayfasına bakabilirsiniz.

Sık sorulan sorular

Yâsîn Sûresi'nin meali nedir?

Yâsîn Sûresi'nin meali, 83 ayetinin Türkçe anlamıdır. Bu sayfada Diyanet İşleri Başkanlığı mealinin tamamını bulabilirsiniz.

Mealden okumak Kur'an okumak sayılır mı?

Meal, Kur'an'ın anlamının tercümesidir; Arapça aslının yerini tutmaz. Ancak mealini okumak, ayetlerin ne anlattığını öğrenmek ve üzerinde düşünmek için çok değerlidir.

Meal ile tefsir arasındaki fark nedir?

Meal ayetlerin anlamının kısaca aktarılmasıdır. Tefsir ise ayetlerin iniş sebeplerini, kelimelerini, bağlamını ve farklı yorumlarını ayrıntılı olarak açıklar. YasinOku'daki ayet sayfalarında her ayet için kısa bir açıklama bulunur.

Meallerdeki parantez içi ifadeler ne anlama gelir?

Arapçada açıkça yazılmayan ama anlamın gereği olan ifadelerdir. Mütercimler, cümlenin Türkçede anlaşılır olması için bu açıklamaları parantez içinde ekler.

WhatsApp'ta paylaş