Kâlû innâ tetayyernâ bikum, le in lem tentehû le nercumennekum ve le yemessennekum minnâ azâbun elîm.
Meali
Dediler ki: 'Şüphesiz biz sizin yüzünüzden uğursuzluğa uğradık. Eğer vazgeçmezseniz sizi mutlaka taşlarız ve bizim tarafımızdan size elem dolu bir azap dokunur.'
Halk, başlarına gelen sıkıntıları elçilere bağlayıp onları uğursuz sayar ve taşlamakla tehdit eder.
18. ayetin açıklaması
Tefsirlerde, elçiler geldikten sonra şehirde kuraklık ya da benzeri sıkıntılar yaşandığı nakledilir. Halk bu sıkıntıların sebebini kendi davranışlarında aramak yerine, elçilerde arar: “Sizin yüzünüzden uğursuzluğa uğradık.”
Ayette geçen “tetayyür”, Arapların kuşların uçuş yönüne bakarak uğur ya da uğursuzluk çıkarma âdetinden gelir. İslâm bu tür inançları reddetmiştir. Hz. Peygamber'in “Uğursuzluk inancı yoktur” anlamındaki sözü sahih kaynaklarda (Buhârî, Müslim) yer alır. Başa gelen bir sıkıntıyı bir insana, bir güne ya da bir nesneye bağlamak, sorumluluktan kaçmanın yollarından biridir.
Tartışma burada şiddete döner: “Vazgeçmezseniz sizi mutlaka taşlarız.” Delil getiremeyen taraf tehdide başvurur. Bu, hakikatle yüzleşmek istemeyenlerin tarih boyunca tekrarlanan tepkisidir.
Bu ayetten çıkan dersler
Başa gelen sıkıntıları bir insana, güne ya da nesneye bağlamak İslâm'da kabul edilmez.
Delili olmayan taraf çoğu zaman tehdide başvurur.
Sorumluluğu başkasına yüklemek, kendi hatasını görmeyi engeller.
Ayette geçen kavramlar
Tetayyür
Uğursuzluk sayma; kuşların uçuşundan fal çıkarma âdetinden gelir.
Recm
Taşlama.
Okuma notu
Bu ayette uzatılarak okunan kelimeler: Kâlû, innâ, tetayyernâ, tentehû, minnâ, azâbun, elîm. Uzatmalar hakkında