اِنّ۪ٓي اِذاً لَف۪ي ضَلَالٍ مُب۪ينٍ ﴿٢٤﴾
Okunuşu
İnnî izen le fî dalâlin mubîn.
Meali
'O takdirde ben mutlaka açık bir sapıklık içinde olurum.'
Arapça metni, Türkçe okunuşu, meali ve açıklaması · Bölüm 2: Şehir halkı ve elçiler kıssası
اِنّ۪ٓي اِذاً لَف۪ي ضَلَالٍ مُب۪ينٍ ﴿٢٤﴾
İnnî izen le fî dalâlin mubîn.
'O takdirde ben mutlaka açık bir sapıklık içinde olurum.'
Adam, Allah'tan başkasına kulluk etmenin açık bir sapıklık olacağını itiraf eder.
Bu kısa ayet, adamın önceki iki ayette kurduğu düşüncenin sonucudur: Beni yaratanı bırakıp hiçbir fayda veremeyecek şeylere yönelirsem, apaçık bir sapıklığa düşmüş olurum.
“Dalâl-i mübîn”, gizli değil, görünür ve açık bir sapmadır. Adam, sözünü yine kendi üzerinden kurar. Halkına “Siz sapıksınız” demez, “Ben böyle yaparsam sapıklıkta olurum” der. Bu üslup, dinleyenin savunmaya geçmeden düşünmesine imkân verir.
Bu ifade, sûrenin ilerleyen kısmında inkârcıların müminlere söylediği “Siz apaçık bir sapıklık içindesiniz” sözüyle (47. ayet) karşılaştırılabilir. Kimin gerçekten sapıklıkta olduğu, sûrenin sonunda diriliş sahneleriyle ortaya çıkar.
Bu ayette uzatılarak okunan kelimeler: İnnî, fî, dalâlin, mubîn. Uzatmalar hakkında
| Sûre | Yâsîn, Kur'an'ın 36. sûresi (Mekkî) |
|---|---|
| Ayet | 24 / 83 · sûrenin yaklaşık %29'i |
| Cüz | 22. cüz |
| Bölüm | Şehir halkı ve elçiler kıssası (13–32. ayetler) |