Takvime ekle, her sabah hatırlatalım
YasinOku ☰ Menü

Kur'an, nimetler ve yeniden yaratılış

Yâsîn Sûresi, 69–83. ayetler. Bölüm 6 / 6

Sûrenin son bölümü, başta açılan konulara geri dönerek halkayı kapatır. 69. ayet, Hz. Peygamber'e şiir öğretilmediğini ve bunun ona yakışmayacağını bildirir. Kur'an'ı şiir sayarak değerini düşürmeye çalışanlara verilen bu cevap, sûrenin ilk ayetlerindeki "hikmet dolu Kur'an" vurgusuyla birleşir: bu kitap bir öğüt ve apaçık bir Kur'an'dır; amacı diri olanları uyarmaktır (70. ayet).

Gündelik hayattaki nimetler

71-73. ayetler, insanın sahip olduğu hayvanları hatırlatır: bir kısmına binilir, bir kısmının etinden yenir, onlarda başka pek çok fayda ve içecek vardır. Ardından sûre boyunca tekrar eden soru gelir: hâlâ şükretmeyecekler mi? 74-75. ayetler ise yardım umarak edinilen sahte ilahların kimseye yardım edemediğini anlatır.

Çürümüş kemikleri kim diriltecek?

Bölümün ve belki de sûrenin en güçlü delillendirmesi 77-79. ayetlerdedir. İnsan, kendisinin bir damla sudan yaratıldığını unutarak bir örnek getirir ve sorar: çürümüş kemikleri kim diriltecek? Cevap sade bir mantığa dayanır: onları ilk defa var eden diriltecektir. Yoktan var etmeyi başaran için yeniden var etmek zor değildir.

80. ayet bu mantığı herkesin tanıdığı bir örnekle destekler: Allah yeşil ağaçtan ateş çıkarmıştır ve insanlar ondan ateş yakarlar. Yaş ve canlı olanın içinden yakıcı olanın çıkması, zıtları bir araya getiren kudretin gündelik bir işaretidir. 81. ayet ise ölçeği büyütür: gökleri ve yeri yaratan, insanların benzerini yaratmaya kadir değil midir? Evet, kadirdir.

"Ol" der, oluverir

82. ayet, yaratmanın Allah için ne kadar kolay olduğunu tek cümlede anlatır: bir şeyi dilediğinde emri yalnızca ona "Ol!" demektir, o da hemen oluverir. Sûre, her şeyin hükümranlığı elinde olan Allah'ı tesbih eden ve herkesin yalnızca O'na döndürüleceğini bildiren 83. ayetle tamamlanır. Böylece sûre, 12. ayette başlattığı diriliş konusunu en açık ifadeyle bağlamış olur.

Bu bölümü dinleAyetlere geç

Ayetler, okunuşları ve mealleri

وَمَا عَلَّمْنَاهُ الشِّعْرَ وَمَا يَنْبَغ۪ي لَهُؕ اِنْ هُوَ اِلَّا ذِكْرٌ وَقُرْاٰنٌ مُب۪ينٌۙ ﴿٦٩﴾

Ve mâ allemnâhuş şi'ra ve mâ yenbegî leh, in huve illâ zikrun ve kur'ânun mubîn.

Biz, o Peygamber'e şiir öğretmedik. Bu, ona yaraşmaz da. O(na verdiğimiz) ancak bir öğüt ve apaçık bir Kur'an'dır.

لِيُنْذِرَ مَنْ كَانَ حَياًّ وَيَحِقَّ الْقَوْلُ عَلَى الْكَافِر۪ينَ ﴿٧٠﴾

Li yunzira men kâne hayyen ve yehıkkal kavlu alel kâfirîn.

(Aklen ve fikren) diri olanları uyarması ve kâfirler hakkındaki o sözün (azabın) gerçekleşmesi için (Kur'an'ı indirdik).

اَوَلَمْ يَرَوْا اَنَّا خَلَقْنَا لَهُمْ مِمَّا عَمِلَتْ اَيْد۪ينَٓا اَنْعَاماً فَهُمْ لَهَا مَالِكُونَ ﴿٧١﴾

E ve lem yerev ennâ halaknâ lehum mimmâ amilet eydînâ en'âmen fe hum lehâ mâlikûn.

Görmediler mi ki, biz onlar için, ellerimizin (kudretimizin) eseri olan hayvanlar yarattık da onlar bu hayvanlara sahip oluyorlar.

وَذَلَّلْنَاهَا لَهُمْ فَمِنْهَا رَكُوبُهُمْ وَمِنْهَا يَأْكُلُونَ ﴿٧٢﴾

Ve zellelnâhâ lehum fe minhâ rakûbuhum ve minhâ ye'kulûn.

Biz, o hayvanları kendilerine boyun eğdirdik. Onlardan bir kısmı binekleridir, bir kısmını da yerler.

وَلَهُمْ ف۪يهَا مَنَافِعُ وَمَشَارِبُؕ اَفَلَا يَشْكُرُونَ ﴿٧٣﴾

Ve lehum fîhâ menâfiu ve meşâribu, e fe lâ yeşkurûn.

Onlar için bu hayvanlarda (daha pek çok) yararlar ve içecekler vardır. Hâlâ şükretmeyecekler mi?

وَاتَّخَذُوا مِنْ دُونِ اللّٰهِ اٰلِهَةً لَعَلَّهُمْ يُنْصَرُونَؕ ﴿٧٤﴾

Vettehazû min dûnillâhi âliheten leallehum yunsarûn.

Belki kendilerine yardım edilir diye Allah'ı bırakıp da ilâhlar edindiler.

لَا يَسْتَط۪يعُونَ نَصْرَهُمْۙ وَهُمْ لَهُمْ جُنْدٌ مُحْضَرُونَ ﴿٧٥﴾

Lâ yestetîûne nasrahum ve hum lehum cundun muhdarûn.

Onlar (ilâhları) kendilerine yardım edemezler. Hâlbuki kendileri onlar için hazır askerlerdir.

فَلَا يَحْزُنْكَ قَوْلُهُمْۢ اِنَّا نَعْلَمُ مَا يُسِرُّونَ وَمَا يُعْلِنُونَ ﴿٧٦﴾

Fe lâ yahzunke kavluhum, innâ na'lemu mâ yusirrûne ve mâ yu'linûn.

(Ey Muhammed!) Artık onların sözü seni üzmesin. Çünkü biz, onların gizlediklerini de açığa vurduklarını da biliyoruz.

اَوَلَمْ يَرَ الْاِنْسَانُ اَنَّا خَلَقْنَاهُ مِنْ نُطْفَةٍ فَاِذَا هُوَ خَص۪يمٌ مُب۪ينٌ ﴿٧٧﴾

E ve lem yeral insânu ennâ halaknâhu min nutfetin fe izâ huve hasîmun mubîn.

İnsan, bizim, kendisini az bir sudan (meniden) yarattığımızı görmedi mi ki, kalkmış apaçık bir düşman kesilmiştir.

وَضَرَبَ لَنَا مَثَلاً وَنَسِيَ خَلْقَهُؕ قَالَ مَنْ يُحْـيِ الْعِظَامَ وَهِيَ رَم۪يمٌ ﴿٧٨﴾

Ve darabe lenâ meselen ve nesiye halkah, kâle men yuhyil izâme ve hiye ramîm.

Bir de kendi yaratılışını unutarak bize bir örnek getirdi. Dedi ki: 'Çürümüşlerken kemikleri kim diriltecek?'

قُلْ يُحْي۪يهَا الَّذ۪ٓي اَنْشَاَهَٓا اَوَّلَ مَرَّةٍؕ وَهُوَ بِكُلِّ خَلْقٍ عَل۪يمٌۙ ﴿٧٩﴾

Kul yuhyîhellezî enşeehâ evvele merrah, ve huve bi kulli halkın alîm.

De ki: 'Onları ilk defa var eden diriltecektir. O, her yaratılmışı hakkıyla bilendir.'

اَلَّذ۪ي جَعَلَ لَكُمْ مِنَ الشَّجَرِ الْاَخْضَرِ نَاراً فَاِذَٓا اَنْتُمْ مِنْهُ تُوقِدُونَ ﴿٨٠﴾

Ellezî ceale lekum mineş şeceril ahdari nâren fe izâ entum minhu tûkıdûn.

O, sizin için yeşil ağaçtan ateş yaratandır. Şimdi siz ondan yakıp duruyorsunuz.

اَوَلَيْسَ الَّذ۪ي خَلَقَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ بِقَادِرٍ عَلٰٓى اَنْ يَخْلُقَ مِثْلَهُمْؕ بَلٰى وَهُوَ الْخَلَّاقُ الْعَل۪يمُ ﴿٨١﴾

E ve leysellezî halakas semâvâti vel arda bi kâdirin alâ en yahluka mislehum, belâ ve huvel hallâkul alîm.

Gökleri ve yeri yaratan Allah'ın, onların benzerini yaratmaya gücü yetmez mi? Evet yeter. O, hakkıyla yaratandır, hakkıyla bilendir.

اِنَّمَٓا اَمْرُهُٓ اِذَٓا اَرَادَ شَيْـٔاً اَنْ يَقُولَ لَهُ كُنْ فَيَكُونُ ﴿٨٢﴾

İnnemâ emruhû izâ erâde şey'en en yekûle lehû kun fe yekûn.

Bir şeyi dilediği zaman, O'nun emri o şeye ancak 'Ol!' demektir. O da hemen oluverir.

فَسُبْحَانَ الَّذ۪ي بِيَدِه۪ مَلَكُوتُ كُلِّ شَيْءٍ وَاِلَيْهِ تُرْجَعُونَ ﴿٨٣﴾

Fe subhânellezî bi yedihî melekûtu kulli şey'in ve ileyhi turceûn.

Her şeyin hükümranlığı elinde olan Allah'ın şanı yücedir! Siz yalnız O'na döndürüleceksiniz.

Meal: Diyanet İşleri Başkanlığı. Açıklamalar YasinOku.com tarafından, ayetlerin mealine ve yaygın tefsir bilgilerine dayanılarak hazırlanmıştır. Son güncelleme: 29 Eylül 2026.